• Tazminat Yakmak Tarihe Karışıyor

    Kıdem tazminatı fonu’ iş hayatına yeni bir soluk getirmesi bekleniyor. Planlanan sistemle uzun süre aynı işyerinde çalışan bir kişi tazminatını yakmadan istifa ederek yeni bir işe geçebilecek.

    Son 3 – 4 yıldır kıdem tazminatının fona dönüştürülmesi çalışmaları, çalışma hayatının taraflarını karşı karşıya getiriyor. İşçi sendikaları hak kaybına müsaade etmeyeceklerini, işveren sendikaları ise eleman tutmakta zorlanacaklarını vurguluyorlar. Kıdem tazminatı fona dönüştürülmesi tartışmaları geçtiğimiz hafta Mehmet Müezzinoğlu’nun açıklamaları sonrası yeniden gündeme geldi. Kıdem tazminatı fona dönüşürse işçi ve işverenler için önemli değişiklikler olacak. Fon işçiye güvence sağlayacak, işverene ise maliyetleri öngörme ve finanse etme kolaylığı getirecek. Peki işçinin ve işverenin fon sonrası durumları nasıl değişecek?
     
    HAK KAYBOLMUYOR
    Kıdem tazminatı fona dönüşürse işçiler açısından en önemli kazanım, kıdem tazminatı hakkının kaybolmayacak olması olacak. Bugünkü uygulamada 8 yıldır aynı işyerinde çalışan ve başka bir işyerinden daha yüksek ücretle teklif alan işçi, kıdem tazminatını yakmamak adına işinden ayrılmıyor. Dolayısıyla hem kendisi için kariyer ilerlemesi sağlanamamış oluyor hem de işyerinde verimsizlik ön plana çıkıyor. Özellikle yüksek kıdemi olan kişiler ya kendilerini kovdurmak için işyerinde olumsuz davranışlar sergiliyorlar ya da kıdemlerini yakıp yeni işlerine yelken açıyorlar.
     
    YÜZDE 10 ALABİLİYOR
    Diğer yandan tartışılır bir veri olmakla beraber çalışanların ancak yüzde 10’u kıdem tazminatı alabiliyorlar. Dolayısıyla bugün işten ayrılan her 10 çalışandan yalnızca bir tanesi kıdem tazminatına kavuşabilirken fon hayata geçtiğinde gerekli şartlar sağlandığında bütün çalışanların kıdem tazminatına kavuşması söz konusu olacak. Kıdem tazminatı fonunda 30 günün korunacak olması hem daha fazla kişinin kıdem tazminatına hak kazanmasına hem de kıdem tazminatı miktarının azalmamasını sağlayacak. Bakan Müezzinoğlu’nun açıklamaları 30 günün korunacağı yönünde.
     
    Maliyet planlanabilecek
    Kıdem tazminatının fona dönüşmesi halinde işverenlerin en önemli kazanımı kıdem tazminatı maliyetinin planlanabilir hale gelmesi olacak. Bugün işçinin kıdem tazminatını hak ederek işten ayrılması işverene öngörülmeyen bir maliyet yaratıyor. Özellikle evlenen kadın işçinin evlilik sonrası bir yıl içinde veya yaş dışındaki diğer şartları sağlayarak istifa eden işçi için ödenmesi gereken tazminat işverenin hesaplarını bozabiliyor. Fon sistemiyle her ay bütün işçiler için belli bir miktar prim ödeyeceği için aniden çıkan bir maliyet söz konusu olmayacak.
     
    Emeklilikte alınacak
    Kıdem tazminatı fona dönüşürse bugünkü sistemden farklı olarak yalnızca emeklilik halinde işçinin kıdem tazminatı alması söz konusu olacak. Yani geçilmesi düşünülen fon sisteminde işçinin hiç kaybı olmayacak ancak kıdem tazminatını ancak emekli olduğunda veya emeklilik için yaş dışındaki diğer şartları tamamladığında alabilecek. Diğer yandan bir işçi bir gün bile çalışsa, para kendi hesabında birikeceğinden mevcut durumdaki gibi kıdem tazminatının yanması söz konusu olmayacak.
     
    Eleman tutmak zorlaşabilir
    Kıdem tazminatının fona dönüşmesi halinde özellikle bugün işçilerine kıdem tazminatı ödememekte ısrar eden bütün işverenler her ay çalıştırdıkları her işçi için fona prim ödeyecekleri için ek bir maliyetle karşılaşacaklar. Diğer yandan kıdem tazminatı fona dönüşürse işverenler işyerinde eleman tutmak noktasında da çok zorlanacaklar. Özellikle işçi devrinin yüksek olduğu sektörlerde 100 TL fazla ücret için işçilerin iş ve şirket değiştirmesi söz konusu olacak. İşinden ayrıldığında kıdemini yakmamış olacak işçi çok sık iş değiştirebilecek. Dolayısıyla işverenler eleman tutmakta zorlanacaklar.
     
    23.5 güne kadar düşebilir
    Bugünkü yapının korunabilmesi için işverenlerin yüzde 8.33 civarında prim ödemesi gerekiyor. Bunun yerine yüzde 5 oranında prim ödenerek reel faiz ve ücret artışı ile 25 yıllık çalışma sonunda bir yılın karşılığında 23,5 günlük ücret tutarında kıdem tazminatı alınabilmesini mümkün kılacak bir yapı hayata geçirilebilir.
     
    Şeffaf yönetim önemli
    Kıdem tazminatı fona dönüşürse kesinlikle şeffaf bir fon yönetimi sisteminin kurulması gerekir. Diğer yandan fondan alınacak tazminat işçinin fon yönetimi performansından bağımsız şekilde korunmalı. Çalışanın fon yönetimi performansına endeksli bir yapı kurulursa kıdem tazminatına hak kazanan işçinin eline geçecek rakam işçiyi tatmin edecek miktardan uzak olacaktır.
     

    Devamını oku ...
  • NASA''dan Heyecanlandıran Keşif

    9 Yaşanılabilir Gezegen Bulundu

    NASA'nın Kepler Uzay Teleskobu'nun uzayda bin 284 gezegen bulduğu, gezegenlerden 9'unda ise yaşanabilir bölge olduğu bildirildi.

    NASA''dan Heyecanlandıran Keşif: 9 Yaşanılabilir Gezegen Bulundu

    ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi'nin (NASA) Kepler Uzay Teleskobu'nun uzayda bin 284 gezegen bulduğu, gezegenlerden 9'unda ise yaşanabilir bölge olduğu bildirildi.

    GEZEGENLERİN 9'UNDA YAŞANILABİLİR BÖLGE BULUNUYOR

    NASA'dan yapılan açıklamada, görevlerinden biri dünyaya benzer gezegenleri araştırmak olan Kepler Teleskobu'nun 2015'te güneş sistemi dışında bulduğu gezegenlerin bin 284'ünün teyit edildiği belirtildi.

    Ayrıca, bugüne kadar toplam yaklaşık 5 bin gezegenin keşfedildiği ve bunların 3 bin 200'nün teyid edildiği bildirilirken, Kepler'in keşfettiği gezegenlerin toplamının 2 bin 325 olduğu açıklandı.

     

    Gezegenlerden yaklaşık 550'nin küçük ve dünya gibi kayalık olduğu, bulunan gezegenlerden 9'unda ise yaşanabilir bölge olduğu kaydedildi.

    Kepler'in ilk görevi 5 bin güneş sistemi dışı gezegeni inceledikten sonra 2012'de sona ererken, yeni görevi K2 ise 2014'te başlamıştı. NASA'nın uzayda binlerce yıldızı ve hareketi inceleyen ve birçok önemli keşfe imza atan Kepler Teleskobu 2009'da uzaya fırlatılmıştı.

    Devamını oku ...
  • Akdeniz''de Göçmen Faciası! 400 Kişinin Öldüğü Tahmin Ediliyor

    Somali, Etiopya ve Eritre'den İtalya'ya gitmek isteyen 400 göçmenin tekneleri alabora oldu. Somali'nin Mısır Büyükelçisi "400'ü aşkın göçmenin öldüğü tahmin ediliyor." dedi.

    Afrika'dan Avrupa'ya uzanan bir umut yolculuğu denizde acı ile sona erdi. Mısır'danİtalya'ya ulaşmaya çalışan 400'e yakın çoğu Somalili göçmen Akdeniz'de boğularak hayatını kaybetti.

    400 GÖÇMENİN ÖLDÜĞÜ TAHMİN EDİLİYOR

    Somali medyası, kurtarma ekiplerinin sadece 29 yolcuya ulaştığını yazıyor. BBC Arapça'ya konuşan Somali'nin Mısır Büyükelçisi, 400'ü aşkın göçmenin boğularak öldüğünü tahmin ettiklerini söyledi.

     

    Teknelerin İtalya'ya gitmek üzere Mısır'dan denize açıldığı belirtiliyor.

    GEÇEN YIL 700'E YAKIN MÜLTECİ ÖLMÜŞTÜ

    Hatırlanacağı üzere 2015'in Nisan ayında Akdeniz'de İtalya ile Libya arasında kalan ve Sicilya Kanalı olarak adlandırılan bölgede yaklaşık 700 kaçak göçmen taşıyan tekne batmıştı. 700'e yakın göçmenin öldüğü korkunç olayın şimdiye kadar Akdeniz'deki en büyük göçmen faciası olduğu belirtilmişti.

    Devamını oku ...
  • Yunanistan''dan Geri Gönderilen İlk Sığınmacı Grubu Türkiye''de

    AB-Türkiye anlaşması çerçevesinde Yunanistan'ın Midilli Limanı'ndan denize açılan ilk mülteci kafilesi, Türkiye'ye ulaştı ve yeni dönem resmen başlamış oldu.

    Avrupa Birliği (AB) ile Türkiye arasındaki göçmen anlaşması bugün fiili olarak uygulamaya geçti. Anlaşma çerçevesindeYunanistan'dan Türkiye'ye geri gönderilecek ilk mülteci kafilesi, sabah saatlerinde Midilli Limanı'ndan denize açıldı.

    Midilli Adası'ndaki Moria kampındaki 131 göçmeni taşıyan "Nazlı Jale", ardından ise "Lesvos" isimli tekneler, 2 saatlik yolculuk sonrası İzmir'in Dikili ilçesine ulaştı. Feribotlarda her bir göçmene, maskeli bir polis eşlik etti.

     

    Gemiler, birkaç kez sefer yaparak, mültecileri 100'erli gruplar halinde getirecek.


    GÖÇMENLERİN ÇOĞU PAKİSTANLI VE BANGLADEŞLİ

    Sahil Güvenlik Komutanlığına bağlı bot ve helikopterin eşlik ettiği gemiler, Dikili Limanı'na yanaştı. Çoğu Pakistanlı ve Bangladeşli olan göçmenler, limanda hazırlanan alana alındı.


    GÜVENLİK ÖNLEMLERİ ARTIRILDI

    Güvenlik önlemlerinin artırıldığı bölgede İzmir'den 112 Acil Servis ambulansları, çevik kuvvet ekipleri, TOMA ve zırhlı araçlar hazır bekletiliyor.


    SABAH ERKEN SAATTE YOLA ÇIKTILAR

    AB sınır kontrol ajansı Frontex polislerinin de içinde bulunduğu beş otobüs bu sabaha karşı 03.30'da Moria Merkezi'ne ulaştı.

    20 Mart'tan sonra Yunanistan'a geçenlerin tutulduğu kampa giren otobüsler sığınma talebinde bulunacağını ifade edenler dışında kalan 131 kişiyi Türkiye'ye götürülmek üzere otobüslere aldı.

    Midilli Limanı'na otobüslerle 06.30'da getirilen göçmenlerin çoğu Pakistanlı ve Bangladeşli.

    Göçmenler hazır bekleyen 'Nazlı Jale' ve 'Lesvos' isimli Türk feribotlarına bindirildi.

    MASKELİ POLİSLER EŞLİK ETTİ

    Feribotlarda her bir göçmene maskeli bir Frontex polisi eşlik etti.

    Feribotlar 07.10'da İzmir'in Dikili ilçesine doğru yola çıktı.


    TÜRKİYE TÜM YASA DIŞI GÖÇMENLERİ GERİ ALACAK

    AB ile varılan anlaşma çerçevesinde Ankara, Suriyeli mülteciler dahil olmak üzereYunanistan'a geçen tüm yasa dışı göçmenleri geri alacak.

    20 Mart Pazar gününden önce Yunanistan'a ulaşan göçmenler ise anlaşma dışında tutulacak.

    Bunun karşılığında AB de Türkiye'nin aldığı her bir Suriyeli için Türkiye'den bir Suriyeli mülteci kabul edecek.

    KAMPLARA GÖNDERİLECEKLER

    Türkiye'ye gelen sığınmacılar öncelikli olarak Kilis ve Gaziantep'teki sığınmacı kamplarına gönderilecek. Daha önce Türkiye'de kaydı yapılarak, geçici ikametle belli kentlere yerleştirilmiş olan Suriyeliler ise yine bu kentlere gönderilecek. Kampa gitmek istemeyen ve Türkiye'de geçici kaydı olmayan sığınmacılar ise, Göç İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından belirlenen 62 ilden birine yönlendirilecek.


    TÜRKİYE'YE GÖNDERİLECEK 6 BİN 156 KİŞİ VAR

    Türkiye'nin anlaşma uyarınca bugünden itibaren göçmenleri geri almaya başlayacak olmasına rağmen, Ege Denizi'ndeki geçişler dün de durmadı.


    Yunanistan Göçmen Krizi Koordinasyon Kurulu'nun açıklamasına göre, cumartesi günü saat 07.30'dan dün (pazar) aynı saate kadar, Midilli'ye 364, Sakız'a 99, Sisam'a 22, Meis Adası'na da 29 olmak üzere 514 göçmen geldi.

    Adalarda Türkiye'ye gönderilecek mülteci sayısı ise 6 bin 156. Ülke çapındaki sayı 52 bin 509.


    DÖRT AYDA 144 BİN KİŞİ YUNAN ADALARINA GEÇTİ

    Birleşmiş Milletler verilerine göre, sadece 2016'nın başından bu yana Ege'yi geçerek Yunan adalarına ulaşan göçmenlerin sayısı 144 bine ulaşmış durumda. Adalara gelenlerin büyük kısmının Suriyeli, Iraklı ya da Afgan olduğu da belirtiliyor.

    2016'da Yunan adalarına ulaşanların yüzde 50'si ise Midilli Adası'na gitmiş durumda.

    Devamını oku ...
  • Avrupa 3. Nükleer Kazadan Kıl Payı Kurtulmuş

    Çernobil, Fukişima nükleer kazalarından sonra Avrupa'nın üçüncü nükleer kazadan kıl payı kurtulduğu ortaya çıktı.

    AlmanyaİsviçreFransa üçgeninde Fransa'nın Alsas bölgesinin Fessenheim kasabasındaFransa'nın en eski Nükleer Santralinin 2014 Nisan ayında yaşanan kazayı örtbas ettiği ortaya çıktı. Her yıl farklı teknik kazalara yol açan santralin derhal kapatılması isteniyor. Yaşanan kazaların örtbas edilmesi ve yeniden reaktörlerin elektrik üretimine geçmesi üç komşu ülkede yaşayanları korkutuyor.

    ASN KAZAYI RİSKLİ BULMAMIŞ

    Fransız Atom Enerji Denetleme Kurumu (ASN), Uluslararası Atom Enerji Kurumu'na meydana gelen kazanın riskli olmadığını belirtmiş.



    ÜÇÜNCÜ NÜKLEER KAZADAN KIL PAYI KURTULMUŞ

    Komşu ülke medyalarında son bir hafta içinde ana konu olan santral kazası baştaAlmanya'nın 'Süddeutsche Zeitung', 'WDR' haberlerine göre, "Santralde aniden meydana gelen su baskını elektrik sistemini devre dışı bıraktı. Reaktörlerden biri devre dışı kaldı. Alman Çevre Bakanlığı kazayı teyit etti." Yaşanan kazada Nükleer yakıt çubuklarının kontrol edilemediği, böyle bir kazanın Avrupa'da bugüne kadar yaşanmadığı kazanın çok riskli olduğu yazıldı. Çernobil, Fukişima nükleer kazalarından sonra Avrupa'nın üçüncü nükleer kazadan kıl payı kurtulduğu anlaşıldı.

    YILLARDIR MÜCADELE SÜRÜYOR

    Üç ülkenin Yeşiller Partisi 1970 yılında inşa edilen 1977 yılında elektrik üretimine başlayan 1760 MW kapasiteli eski santralin derhal kapatılması için yıllardır mücadele veriyor. Greenpeace çevreci aktivistler başka faciaların yaşanmaması için geçtiğimiz yıllar içinde 'Fessenheim' santralinin soğutma kulelerine çıkarak eylem yapmışlardı.



    SEÇİM MALZEMESİ HALİNE GELDİ

    Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande santralin 2017 yılında kapanması için söz verirken, Fransız Çevre Bakanı Segolene Royal ile 2017 seçimlerinde Cumhurbaşkanlığına aday olan Bordeaux Belediye Başkanı Alain Juppe santrali kapatmayacağını duyurmuştu. Seçim malzemesi haline gelen Fransa'nın en eski nükleer santrali üç komşu ülkede sorun oldu.

    ZİRVEYE "SANTRALİ KAPAT" MEKTUBU

    Almanya'nın Baden Württemberg eyaletine sınır olan santral, eyalet politikacılarını harekete geçirdi. Santralin derhal kapatılması için Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande ve Çevre Bakanı Segolene Royal'e mektup yazan Baden Württemberg siyasetçilerine Almanya'nın Rheinland Pfalz eyalet başkanı Malu Dreyer de katıldı.

    Devamını oku ...
  • Sosyal Medyada Sahte Hesap Açmak Suç Sayılacak

    İngiltere'de önerilen yeni bir tasarıya göre, sosyal medyada intikam ve taciz amaçlı açılan sahte hesaplar suç sayılabilecek ve hesapları açanlar yargılanabilecek.

    SAVCILIK TEŞKİLATI ÖNERGE YAYINLADI

    The Daily Telegraph gazetesindeki habere göre, İngiltere Kraliyet Savcılık Teşkilatı (CPS), Twitter ve Facebook gibi sosyal medya platformlarında sahte hesap açıp başkalarını rahatsız eden, küçük düşüren, taciz eden ve haklarında yalan söyleyenlere karşı savcılara nasıl cezai yaptırımlar uygulanabileceğine ilişkin önerge yayınladı.

     

    Taslak yönetmelik, bu hesapları açmayı suç sayıyor ve hesap sahiplerine yargı yolunu açıyor.

    "İNTERNETTE AYAK İZİ BIRAKIYORLAR"

    Gazeteye konuşan Savcı Alison Saunders, "Bu kişiler, sahte hesap kullanınca ve sahte isimle internet sayfaları açınca izlenemeyeceklerini düşünüyor ama durum öyle değil. Failler internette ayak izlerini bırakmış oluyor" dedi.

    "CEZA GEREKTİREN BİR SUÇ OLACAK"

    Kraliyet Savcılığı Teşkilatı sözcüsü de, yönetmelikle ilgili olarak, "Örneğin, bir mağdurun ismiyle sahte hesap açılır hakkında yalan yanlış bilgiler paylaşılıp itibarına zarar verilir ve küçük düşürülürse bu ceza gerektiren bir suç olacak" diye konuştu.

    TWİTTER HUKUKÇULARI EĞİTİLECEK

    İngiliz Guardian gazetesindeki ilgili haberde de internette faaliyet gösteren Twitter gibi sosyal medya şirketlerinin, İngiltere ve Galler'de internette kadınlara yönelik tacizlere karşı mücadele için savcıları eğiteceği belirtildi.

    "KADINLAR ŞİDDET İÇİN ARAÇ HALİNE GELİYOR"

    CPS Başkanı Jenny Hopkins, Guardian gazetesine yaptığı açıklamada, "Sosyal medya, kadınlara karşı şiddet için giderek daha sık kullanılan bir araç haline geliyor. Twitter'ın gelecek aylarda avukatlarımızı eğitecek olması gerçekten olumlu bir gelişme" şeklinde konuştu.

    SİBER ŞİDDETE UĞRAYAN KADINLARIN SAYISI 32 MİLYON

    BBC'nin haberine göre, Birleşmiş Milletler'in (BM) 2015 yılı verileri, Avrupa Birliğigenelinde siber şiddete uğrayan 15 yaş ve üstü kadınların sayısının 32 milyon olduğunu gösteriyor. İngiltere'de 6 hafta boyunca kamuoyunda görüşülecek olan taslak metnin yılsonuna doğru yürürlüğe girmesi bekleniyor.

    Devamını oku ...
  • NASA: Türkiye Son 900 Yılın En Kötü Kuraklığını Yaşıyor

    NASA, Türkiye, İsrail, Ürdün, Lübnan, Filistin, Kıbrıs ve Suriye'yi kapsayan Doğu Akdeniz bölgesinde 1998 yılında başlayan kuraklığın, son 9 asrın en kötü kuraklığı olduğunu bildirdi.

    Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) araştırmacıları, TürkiyeİsrailÜrdün,LübnanFilistinKıbrıs ve Suriye'yi kapsayanDoğu Akdeniz bölgesinde 1998 yılında başlayan kuraklığın, muhtemelen son 9 asrın en kötü kuraklığı olduğunu bildirdi.

    ABD'nin New York kentindeki NASA Goddard Uzay Araştırmaları Enstitüsü'nden iklim bilimci Ben Cook önderliğindeki araştırma ekibi,Doğu Akdeniz'in iklim koşullarını ve suyun azalışını anlamak için bölgenin kuraklık geçmişini gösteren modeller oluşturdu.

    Elde edilen veriler, bilim insanlarına Akdeniz kuraklığı oluşumunda doğal varyasyonun etkileri ile insan kaynaklı küresel ısınma arasındaki farklılıkları gösterdi. Araştırma,NASA'nın hâlihazırda geçmiş ve gelecek için iklim simülasyonları geliştiren bilgisayar modellerine de bilgi sağladı.


    900 YILLIK VERİLER VE DOKÜMANLAR İNCELENDİ

    Cook ve ekibi, geçmişte Akdeniz kuraklıklarının ne sıklıkla ve şiddette gerçekleştiğini anlamak için ağaç-halka analiz tekniği ile Eski Dünya Kuraklık Atlası'nı kullandı. Bu sayede, Kuzey AfrikaYunanistanLübnanÜrdünSuriyeTürkiyeİspanyaFransa'nın güneyi ve İtalya'yı kapsayan analizler ile geçtiğimiz 1000 yılın coğrafi kuraklık izlerine ulaşıldı. Aynı zamanda 1100 ve 2012 yılları arasındaki tarihsel dokümanlar incelendi ve kuraklık dönemleri tespit edildi.

    Ben Cook'a göre, Türkiye'nin de yer aldığı Doğu Akdeniz'de 1998 – 2012 yılları arasında görülen kuraklık, son 500 yılın en 'kuru' döneminden yüzde 50 oranında daha şiddetli geçti. Son 900 yıla göre ise en kurak dönemden yüzde 10 – 20 arası daha kötüydü. Bu kuraklığın etkileri ise halen devam ediyor.

    "DOĞU AKDENİZ, KÜRESEL ISINMAYI YAŞIYOR"

    İklim bilimci Ben Cook, araştırmayla ilgili yaptığı açıklamada, "İnsan kaynaklı iklim değişikliğinin önemi ve büyüklüğü, doğal iklim değişkenliğinin boyutlarını anlamamız gerektiğini gösterdi. Asırlar süren doğal değişkenliğin dışında kalan son olaylara ve anormalliklere bakarsak, bunlara insan kaynaklı iklim değişikliğinin sebep olduğunu görebiliriz" dedi.

    Araştırmaya katılan ekipteki Yochanan Kushnir de, "Akdeniz, gelecekte insan kaynaklı iklim değişikliğinden en çok etkilenecek bölgelerden biri. Bu araştırma gösterdi ki, son şiddetli kuraklık, geçmiş asırlardaki doğal kuraklıklardan farklılık gösteriyor. Doğu Akdeniz, küresel ısınmayı hâlihazırda yaşıyor. Elde edilen veriler, gelecek yüzyıldaki kuraklık risklerini gösteren bilgisayar modelleri için önem taşıyor" diye konuştu.

    Araştırma sonuçları, Amerikan Jeofizik Birliği'nin 'Geophysical Research-Atmospheres' dergisi tarafından yayınlanacak.

    Devamını oku ...
  • Japon Bilim Adamları Zika Virüsünü Klonladı

    apon bilim adamlarının, Zika virüsünü dünyada ilk kez klonladıklarını açıklandı. Klonlanmış virüs ile hastalığın aşının bulunması hedefleniyor.

    Japon bilim adamlarının, Güney Amerika'yı etkisi altına alan Zika virüsünü dünyada ilk kez klonladıkları açıklandı.

    DÜNYADA İLK KEZ BAŞARILDI

    Japon medyasında yer halan haberde,Japonya Ulusal Enfeksiyon Hastalığı Enstitüsü'nden bir araştırma grubunun, dünya da ilk kez Zika virüsünü klonlamayı başardığı bildirildi.

    UGANDA'DAKİ TÜRÜ KULLANILDI

    Tajima Shigeru'nun başında olduğu ekibin, klonlamada Zika virüsünün asıl çıkış bölgesi olan Uganda'daki türünü kullandığı belirtildi.

     

    AŞININ BULUNMASI HEDEFLENİYOR

    Klonlanmış Uganda Zika virüsü ile son zamanlarda Güney Amerika'yı etkisi altına alan Zika virüsünün genlerinin birleştirilip virüse karşı aşının bulunması hedefleniyor.

    KÜÇÜK KAFATASI OLUŞUYOR

    Daha çok Güney Amerika ülkelerinde patlak vererek yayılan ve özellikle yeni doğan bebeklerde normalden daha küçük kafatasının oluşmasına neden olan Zika virüsünün henüz bir aşısı bulunmuyor.

    AŞI YOLUNDA ÖNEMLİ BİR ADIM

    Japon bilim adamlarının Zika virüsünü klonlamasının, virüsü yenebilecek bir aşının geliştirilmesi yolunda atılan önemli bir adım olduğu kaydedildi.

    Devamını oku ...
  • BM''nin Suriye Temsilcisi: PYD ve YPG''yi Biz de Destekliyoruz

    Suriye'nin BM Daimi Temsilcisi Beşşar Caferi, PYD ve onun silahlı unsuru YPG'yi kendilerinin de desteklediğini itiraf etti

    Suriye'nin BM Daimi Temsilcisi Beşşar Caferi, terör örgütü PKK'nın Suriye kolu PYD ve onun silahlı unsuru YPG'yi ABD ve Rusya'nın yanı sıra kendilerinin de desteklediğini söyledi.

    Caferi, BM Güvenlik Konseyi çıkışında gazetecilere yaptığı açıklamada, Suriye'deki dengeler ve ittifaklara ilişkin önemli ifadeler kullandı.

    "ABD'NİN DESTEKLEDİĞİ KÜRT GRUP, SURİYE TARAFINDAN DA DESTEKLENİYOR"

    Caferi, PYD'yi kastederek ABD yönetiminin Suriye'de bir Kürt gruba destek verdiğini,Türkiye'nin ise Washington'dan bu politikadan vazgeçmesini istediğini söyledi.
    Burada, "Çıkarların çatışması olabileceğini" belirten Caferi, "Bu arada ABD yönetimi tarafından desteklenen bu Suriyeli Kürt grup aynı zamanda Suriye hükümeti tarafından da destekleniyor. Dolayısıyla Suriye'nin kuzeyinde kazanılan zaferler, Suriye ordusu ile Kürtlerin Suriye halkının tamamı için kazandığı ortak zaferlerdir. Suriye ordusunun doğrudan desteğinden herkes istifade ediyor" dedi.

     

    "PYD NİYE REJİMİN YANINDA DEĞİL?" SORUSUNU GEÇİŞTİRDİ

    TRT muhabirinin "O zaman PYD niye müzakerelerde rejimin yanında yer almıyor? Suriyeli muhalifler bu durumu eleştiriyor" diye sorması üzerineyse Caferi, "Bu sorunuzu ciddiye almıyorum" diyerek soruya doğrudan cevap vermekten kaçındı.

    DAVUTOĞLU, SÖZLERİNDE HAKLI ÇIKTI

    Başbakan Ahmet Davutoğlu, konuya ilişkin açıklamasında, PYD'nin, son zamanlardaIŞİD'le mücadeleden öte Suriye'nin meşru tek temsilcisi olan ılımlı muhalefetle mücadele ettiğini ve IŞİD'le savaşan ılımlı muhalefet unsurlarını arkadan hançerlediğini belirterek, "PYD özellikle Rusya-Türkiye arasında yaşanan gerilimden sonra Rusya'nın bölgesel planlarının lejyoneri, paralı askeri haline gelerek Türkiye'ye zarar vermeyi öncelik haline getirmiş durumda" ifadelerini kullanmıştı.

    Caferi'nin bu açıklaması PYD ile rejim arasındaki işbirliğini daha açık şekilde ortaya koymuş oldu.

    Devamını oku ...
  • Balina Katliamının Rengi, Kan Kırmızısı ve Dolar Yeşili

    Japonya'nın Taiji isimli koyunun suları bu yıl da kan kırmızısına dönüştü. Binlerce balina ve yunus balıkçılar tarafından vahşice öldürüldü.

    Japonya'nın Taiji isimli kötü şöhretli koyu, bu sene de binlerce kılavuz balinanın ve yunusların katliamına sahne oldu.

    KOYUN SUYU KAN KIRMIZISINA DÖNDÜ

    'Zengin avcılar' tarafından acımasızca katledilen bu akıllı ve sosyal hayvanların kanı Taiji Koyu'nun sularını kan kırmızısına dönüştürdü. Bu hayvanların aralarında en sevimli olanları ise balıkçılar tarafından doğal yaşam alanlarından koparılarak aqua parklar ve hayvanat bahçeleri gibi esaret ortamlarına satılıyor.


    YAVAŞ VE ACI BİR ÖLÜM TUZAĞI

    Kaçak balina avcılarıyla ve kanun dışı avlanmayla mücadele eden 'Deniz Çobanı Koruma Derneği' isimli bir organizasyon, bu sene av sezonunda kötü şöhretli koya yine gelerek yürek yaralayan görüntüler kaydetti. Rahatsız edici görüntülerde, hala devam eden av sezonunda büyük bir balina sürüsünün yavaş ve acı dolu ölüm tuzağındaki son anları izleniyor.


    BOĞULMALARI 15 DAKİKA SÜRÜYOR

    Derneğin kurucusu kaptan Paul Watson: "Botlar her sabah erkenden denize açılıyor. Bir balina sürüsü buldukları zaman adına 'koy' dedikleri bu bölgeye doğru sürüyorlar. Burada balinaları birkaç saat bazen de bir gün boyunca tutuyorlar. Önce balinaların arasında vücudunda en az yara ve çizik olanları seçiyorlar. Geriye kalan diğer balinaları bıçaklarla ve mızraklarla öldürüyorlar ya da boğuyorlar. Balıkların kuyruğuna bir halat bağlayarak suyun içine çekiyorlar. Bir yunusun ya da balinanın boğulması yaklaşık 15 dakika sürüyor." sözleriyle yaşananları özetledi.


    600 BİN TL KAZANÇ

    "Balıkçıların gözünde en güzel yunus ve balinaların esaretinin bedeli, her biri için yaklaşık 600.000 TL kazanç anlamına geliyor. Vücudu çizikli olanların akıbeti çoğunlukla yemek tabakları oluyor. Bu balıkların etlerini pazarda satmak ikinci planda geliyor. Bu balıkçılar için kazanç kaybı manasını taşıyor. Balıkların etleri pazara düştüğünde büyük müşterisi cezaevleri oluyor. Cezaevlerindeki mahkumlar bu etlerle besleniyor." sözleriyle yaşanan bu vahşeti açıklıyor kaptan Watson.


    Taiji'deki yetkililer ve balıkçılar yaşanan vahşeti, geçmişten gelen bir gelenek sözleriyle savunuyorlar. Yunus ve balina eti yemenin sığır veya tavuk eti yemekten farkı olmadığını iddia ediyorlar.

     

    Devamını oku ...
1 2 3 4 5 6 7 8 9 
Arama Motoru
Günün Videosu
GAZETE MANŞETLERİ
YÖNETİM
ZİYARETÇİLER
Bugün: 94
Toplam: 812093